Kafam Artık Rahat

   
 Uzun zamandır yazamıyorum kızmayın lütfen bana. Yazmaktan ziyade siteye girme vakiti de bulamıyordum. Çoğu yorumlarınızı, maillerinizi yeni gördüm. Hem kafam dolu, hem zamanım doluydu. Zaman bulsam kafamı boşaltamıyor, kafamı boşaltsam içtenlikle yazacak zamanı bulamıyordum. Tüm takipçilerime özellikle site üzerinden form doldurarak; "hadi yaz artık" diyerek iletişim mali gönderen ve hiç tanımadığım okur severlerim, arkadaşlarım hepinizden özür dilerim. Lütfen beni affedin...

Bu gün kafam rahat kurtuluş parkında kızım parkta oynarken oturduğum bi söğüt gölgesinde, çayımı yudumlarken, söğütten klavyeme dökülen yaprakları üfleyerek temizleyor göz ucuyla kızımı takip ederek yazıyorum. Rüzgarın etkisiyle savrulan yaprakların arasından güneş ikindi vaktine hazırlanıyor öğlen sıcağı yerini akşamın ılık rüzgarına bırakıyor. Ve iki yıl aradan sonra kafam rahat bir şekilde sizlere yazıyorum...

    İlk olarak sizlere neden yazamadığımı kafamın neden dolu olduğundan bahsedeyim. Uzun zaman  önce hastane nöbetlerinde can sıkıntısından bulaştığım sanal, internetten bahis oyunlarında biraz  para kaybetmiştim. Bir arkadaşım bankada müfettişti. Bir gün mavi damalı örtülü bir masada oturup sohbet ederken konu bu bahis işlerine ve bu işlerden insanların nasıl mağdur olduklarını, bağımlılık yüzünden neler kaybettiğini anlattı. içimden "-Allahtan bağımlı olmadan küçük bir zararla kurtuldum. Hem parayı unuttum acısını da sindirdim" dedim. Aklı başında insanlarız bilir benim bu işlere girmeyeceğimi. Mavi damalı masada oturup suya suya katıp ayran yayıp içiyoruz. Ayrandan aldığım cesaretle konuyu açtım. 
Dedim. Dostum: Ben bu bana yakıştıramayacağın işten para kaybettim. Can sıkıntısı yaşadığım dönemlerde bu işe bulaştım canımı sıkacak bir miktarı bu işten kaybettim. Almanın bir yolu yok mu dedim. Yüzüme attığı kahkahayı halen unutmuyorum. beni aşağılar gibi öyle bi kahkaha attı ki; kendimi aptallar gibi hissettim. 
- Bundan sonra oturduğumuz her mavi damalı masanın masrafını ben ödeyecem o parayı kurtarırız ama parayı kurtarırsam sana da vermem. Büyük bir tecrübeyi küçük bir rakama satın almış olursun kabulos mu ? dedi. 
Birazını da olsa vermez misin dedim. 
- Kabuloooosss muuu dostumm dedi. Acı acı yutkunarak kabulos dedim. Bilir ağzımdan çıkanın senet olduğunu inanırız birbirimize güveniriz.
Aradan bir hafta geçti aradı beni. Dedi ki: O sitelere yaptığın ödemelerin hesap hareketlerini ekstrelerden çıkar excele aktar bana gönder. Hemen tüm harcamaları listeleyip gönderdim.İki hafta sonra Bana bir mail attı. Ekteki dosyayı indir imzala tara sana verdiğim e posta adresine mail at, 55 gün sonra para hesabına yatacak sen de bana göndereceksin dedi. Tamam dedim.
Öyle oldu. 55. gün para hesabıma geldi yine acı acı yutkunarak paranın tamamını ona ödedim helali hoş olsun. Bana sattığı tecrübeyi düşünürken-düşünürken kendimi yine bu sitelerin girdabında buldum.




Tekrar oynamaya başladım. Sadece kaybettiğim parayı bana sattığı tecrübe ile geri kurtarmak için mevcut kredi kartım yetmezmiş gibi, bir de gittim bank asya dan kredi kartı çıkarttım. Burayı biraz açalım. Ben Bank asya dan kredi kartını şubat 2016 da çıkarttım. Banka o zaman TMSF nin elinde bir devlet bankasıydı ve satılmayı bekliyordu. Ayrıca ben bankaya hiç kaynak aktarmadım. Bana verdiği kaynağı kullandım. Diğer kartımın limitini doldurunca bu bankadaki kart limitim ile de epey bir bahis oynadım. Aslında oynadığım bahis değil dostumun bana sattığı tecrübeyi test etmekti. Yani bu bahis değil aslında büyük bir kumardı. Ya tüm kayıpları çıkaracak ya da hepten batacaktım. Hırslı bir insanım kaybetmeyi pek kabullenemiyorum. Hem de aptal yerine konularak kaybetmeyi hiç kabullenemiyorum. Ön yargı ve yanlış anlaşılmaları önlemek için burasını da biraz açalım. Fetö denilen lanet yapı ile uzaktan yakından bir bağım yok. Bunu size başka bir hikayede detaylı anlatacağım. O dönemde devletin elinde olan bir banka olduğu için kayıtsız sorgusuz herkese kredi kartı veriyordular. Bankayı kurtarmak ve satmak tekrar devlete kazandırmak için ben de bir kart çıkarttım. Bu banka ile tek bağım budur. En son tüm işlerim bittiğinde, bütün kart hareketlerini bir excele aktardım ve dostumun benim için yazdığı dilekçenin ekine koyarak bankalara gönderdim ve beklemeye başladım. Tam 55 gün şafak sayar gibi bitmek bilmedi. Tırnaklarımı yemekten, sürekli düşünmekten,"- acaba gelir mi gelmez mi ya batarsam" gibi düşünceler kafamı kemiriyordu. 
Çünkü dostum bana: "Seni kurtarıcam ama bir daha da bu işlere girip  para kaybetme" demişti. 
Kaybedersem bunu ona izah edemezdim...

55. gün ilk bankanın parası geldiğinde mutluluktan ayaklarım yere basmıyordu. Yaptığım harcama itirazı değerlendirilmiş haklı bulunmuşum ve param iade edilmişti. Hemen gelen para ile borcun bir kısmını kapatıp derin bir nefes almıştım. Ancak pastanın büyük dilimi diğer karttan gelecek olan para idi. O da gelirse her şey bitmiş birazda para kazanacaktım. Nitekim bir hafta sonra bank asyadaki harcama itirazımda sonuçlandı ve para kredi kartıma aktarılmıştı. Artık mutluydum. Her şey yoluna gitmiş bütün borçlarımı kapatmış ve bir daha bu işlere girmemek üzere kendimle anlaşmıştım...
Saat 17:45 ti cuma günüydü mesai bitmiş leptopumu, mobil bankaya gelen paraya bakarak mutlu bir şekilde toplamıştım.
-" artık parayı kurtardım bu da kartta dursun, pazartesi çekerim rahat rahat tüm hesaplarımı yapar borçlarımı kapatır fazla parayı da maaş hesabıma aktarıp keyfime bakarım. demiştim. İşten çıkıp eve giderken mutluydum. Tekrar mobil bankaya girip hesaba gelen paraya baktım ne güzeldi. Tüm sıkıntılarım bitmişti. Kafam boşalmış rahatlamıştım. Metroya binerken saat 18:30 du. Eve gittim akşam yemeğini yedim telefonumu alıp tekrar balkona çıktım. Sigaramı içerken yine bankadaki paraya baktım. Mutluydum. Saat 19:45 ti. Oturma odasına geçip haberleri açtım. Tüm haber kanalları Boğaziçi köprüsünün asker tarafından kapatıldığını alt yazı geçiyordu. 15 temmuz Cuma günüydü saat 21:30 olmuştu. Tekrar mobil bankaya girmeye çalıştığımda şu mesaj yazıyordu. "Tüm bankacılık hizmetlerimiz geçici olarak durdurulmuştur. Beklettiğimiz için özür dileriz. hahahahahah Ne trajedi ama her şey bitti derken tekrar başladı. O parayı bank asya dan alamadım. Mevduat sahiplerinin devlet güvencesi altındaki paraları ödenirken, Benim param kredi kartında beklediği için ödenmedi. İki yılın sonunda bu hafta mahkemeden gelen yazı ile paramın ödeneceği söylendi ama gün belli değil sıra cetveline adınız yazıldı diyordu...



Bu iki yıllık süre zarfında TMSF ye 16 tane dilekçe yazdım. Aynı kalemden çıkmış 16 aynı cevap gönderildi. Hepsinde, yasal bir dil kullanan devlet memurunun yazdığı cevaba üst düzey bir bürokratın attığı yakışıklı bir imza ile; Bekleyeceksiniz yazıyordu...
İki yıl boyunca Kmh hesabında kredi kartını kapatıyor, kredi kartından çektiğim nakit avans ile konut kredimi ödüyor ve her geçen ay faizlerden dolayı biraz daha biraz daha içeri girerken elimdeki maaşımda eriyordu....

 Denize düşmüştüm yılana sarılmaktan başka çarem yoktu. Diğer kredi kartımla tekrar sanal bahis işine girdim ama tutamadı. Hiç bir siteden kredi kartım ile işlem yapamadım. Biraz düşününce durumu akıl yolu ile çözdüm. Ben mimlenmişttim. Başka bir kart ile bu sitelerden aynı işlemleri tekrar yapabilir kendimi kurtarabilirdim. Tek sorun güvenilir bir dost bulmaktı. Kim kim kim derken en yakın dostuma müfettiş arkadaşıma tekrar durumu izah ettim. banka görevlisi olduğu için kredi kartım düzenli olarak inceleniyormuş benim bu işe girmem olanaksız dedi. Biraz daha düşündüm başka bir dostumu ikna ettim. Anlaşmamızda %20 ona % 60 bana anlaştık. İstediğim kredi kartlarını bana verdi. Geçtiğimiz mart ayında tekrar bu sitelerin, internetten bahis oyunlarının içinde buldum kendimi. Tüm zararı çıkartmak için tam 4 ay oyun oynadım. Yetmedi dostumu ikna edip kaynak oluşturmak için kredi çektirdim. hepsini bu işe harcadım. Tüm iş bittiğinde artık derdime ortak vardı. En yakın dostumda bankaya gönderdiğimiz ters ibraz sonuçlanana kadar tırnaklarını yemeye başladı. Haziran başında gönderdiğimiz itiraz temmuz ortasında sonuçlandı. Yani geçtiğimiz hafta paramız hesabımıza geldi. Önce dostumun kredilerini kapatttım onun payını ödedim. Sonra kendi borçlarıın tamamını kapattım. Hepsini yani hiç borcum kalmadı. Suyu suya katıp ayran yapılan ayranı içmeyen dostum ile kahvemizi yudumlarken " iyi çıkardık" diyerek kahve bardağını dostluğumuza kaldırıp içtik....


Ve bu gün omzumdan iki büyük değirmen taşı kalkmışcasına rahatım. Mutluyum. Artık bank asyadan gelecek olan para gelmese de olur. Devletime helal olsun. Ancak yine de gelirse hak sahibi olana dağıtacağım. Söz veriyorum size artık gönderiğiniz her iletişim formuna hemen cevap verecek, yorumlarınnızı anında yanıtlayacak ve sizlerle iletişimi koparmayacağım...

Kafam boşladı rahatım. Eğer aranızda var ise bu işlerden para kaybeden, bağımlı olan okurlarıma tavsiyem; girmeyin bu işlere ben zararımı çıkartım hatta fazlasını bile aldım. Ancak iki yılda çektiğim stres paha biçilmez...

Kafam dolu olduğu için bulduğum zamanlarda da yazamıyordum. Artık her boş zamanı sizlere bir şeyler yazmak için harcayacağım. Öncelikle; Dide nin Tuba'dan habersizce çantasına koyduğu  mektubu, yıllarca habersiz bir şekilde çantasında taşıyıp, bir gün çantasındaki hışırtıdan huylanıp astarın içine gitmiş bir mektubu bulan, Fransız vatandaşı Didie ile Tuba'nın tesadüflerle başlayan aşkını anlatacağım...

Bana biraz zaman verin, daha çok şeyler yazacağım...
Esen kalın...











Yorumlar

  1. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmak gerçekten çok zor olsa gerek.
    Böyle bir şeyi bir daha yaşamamanızı dilerim.
    Bu hayatta her şey insanlar için ve her zaman güzel şeyler olmuyor.
    Bundan sonra her şeyin daha güzel olması dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve öyle olacağını umud ediyorum. Güzel dişekleriniz için tşk. Ederim. Ayrıca bloga abıne olmanızı diliyotum. Yazılarla buluşmaya devam.

      Sil
  2. Güzel bir yazı olmuş gerçekten içtenlikle samimiyetle yazılmış bir yazı olmasaydı sonuna kadar okumayabilirdim.Yüreğinize sağlık. (Bu arada geçmiş olsun ):))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tşk ederim okuduğunuz ve yorumunuz için.

      Sil

Yorum Gönder