Yasama Yürütme Yargı

Bakkal Adil sedirciler mahallesinde,mahalleyi ikiye bölen tören caddesinin ortasında, arnavut kaldırımlı taşkent sokağının cadde ile birleştiği köşebaşında, mahallenin bakkalı ve herkesin veresiye alabildiği bir esnaftır. Adil olduğunu herkese göstermek için tabelasında Adil Bakkal yazar. Ancak en büyük adiliği tartıda ve emekli, unutkan yaşlılara verdiği veresiyeleri deftere fazla yazarak yapmaktadır. Tartıda her bir kiloda 50 100 gramlık hileler yapmakta, veresiye defterine geçirdiği ürünlerin fiyatını yüksek göstererek kendince faiz uygulamaktadır. Mahallenin çocuğu olduğu için herkes tarafından sevilen ve güven duyulan bir esnaftır. Bakkal Adil yıllarca bu adiliğe devam eder. Esnaf olduğu için günün büyük bölümünü yalnız geçirmekte, insanların ona güvenerek aldığı ürünlerde yaptığı hileleri hesaplayarak kazandığı parayı düşünmektedir. Ara sıra  içindeki ses Adil’in her hile yaptığında fısıldasa da bu sesi dinlemez. Mahallenin çocuğudur Adil, elinde büyüdüğü insanları kandırmaktadır.  Gel zaman git zaman her hile yaptığında içindeki ses yükselmekte ve Adil bu durumdan rahatsız olmaktadır. Bakkalda yalnız kaldığı zamanlar hilelerden kazandığı parayı hesaplamak yerine, içindeki sesi bastırmak için çabalamaktadır. Her geçen gün içindeki ses daha fazla yükselir. Bu durum dükkanda geçirdiği yalnız zamanların dışında uykusunu da kaçırmaktadır. Adil yaptığı adiliğin farkında olsa da artık vicdanı daha ağır gelmektedir. Bir sabah vazgeçer bu huyundan. Şimdiye kadar tartısında hile yaptığı herkese 50 100 gram fazladan verip, veresiyesine faiz uyguladığı herkesten aldığı fazla paraları geri vermeye başlar. Herkesin tartısını fazladan vermekte, çoğu veresiyeleri deftere yazmamaktadır. Bu şekilde geçmişte yaptığı hataları dile getirmeden, kimseye söylemeden telafi etmeye çalışır. İsmine eklediği adil(ik) ekinden kendini kurtarmıştır. Ancak bir türlü susmaz Adil’in vicdanı, gönlüde rahatsızdır bu durumdan. Vicdanı ve kalbi baskı yapmaya başlar Adil’in beynine, bunu bir özür ile üzerinde emeği olan tüm mahalleliye söylemesini isterler. Çok direnir Adil bu duruma kabul ettiremez kendine, yılların adil esnafı kendini bu şekilde aşağılayamaz... Adil, daha fazla dayanamaz uykusuzluğa, vicdanını susturmaya, yaptığı herşeyi itiraf etmeye karar verir. Sakinleşir Adil’in vicdanı, beklemeye başlar. Adil bunu nasıl yapacağını, yaptığında ise mahallelinin yüzüne nasıl bakacağını düşünmektedir. Gider bir matbaacıya kırmızı renkli Adil Bakkal tabelasının üzerine, aynen şunları yazdırıp asar.
“Ben sedirciler mahallesinde büyümüş bakkal Adil’im. En büyük adiliği elinde büyüdüğüm mahallelinin tartısına ve veresiye defterine hile katarak yaptım. Vicdanımın baskısına daha fazla dayanamadım. Bakkal bir hafta boyunca kapısı açık kalacaktır. Dileyen dilediği kadar alabilir. Hakkınızı helal edin.” (...)
Adil bakkalı, mahallede el ayak oynamadan açıp, el ayak çekilince kapatır ve gün içinde utancından bakkala hiç uğramaz. Kimsede Adil’in bakkalına girip hiçbir şey almaz…
Adil’i elinde büyüten mahalleli kendinde arar hatayı çeker sineye bağışlayıp unuturlar. Adil dükkana döndükten sonra bir süre başını yerden kaldırmaz. Zamanla mahalleli Adil’i affetmiştir…

***




Roma döneminde çocuklara anlatılan bir masalda; Bessus adında biri bir serçe yuvasını hiç yüreği sızlamadan bozup yavruları öldürmüş; bundan ötürü kendisine çatanlara: Haklıydım, demiş; çünkü bu serçe yavruları durmadan beni babamı öldürmekle suçluyorlardı haksız yere. Bu baba katilide o güne dek hiç bilinmeden, şüphe uyandırmadan kalmış. Lakin vicdanının öç alıcı cadalozları, cezayı çekecek olanın kendisine suçunu açıklatmışlar.
Derler ki: Bir Aslan yavrusu, karnını doyurmak için nasıl avlanacağını, avını yakalamak için nasıl pusuya yatacağını, otların arasından eğilerek avına nasıl yaklaşacağını annesini izleyerek öğrenirmiş. Ancak avını yakaladığında, boğazını ısırarak öldürmeyi, avını yıkmak için sırt kaslarındaki sinirleri ısırarak avını yıkmayı, arka ayaklarının dirsek kısmındaki yumuşak kasları ısırarak avının kaçmasını engellemeyi yaratılış gereği iç güdüsel olarak yaparmış…
Buda yaratılışımızın doğası kalp (yasama), beyin (yürütme), vicdan (yargı), bir insan bedeninde dahi birbirinden bağımsız çalışırken, devletin yapı taşları da  birbirinden bağımsız çalışmak zorundadır.
Aslında dinleseydi o fısıltıları Bakkal Adil, başı bu kadar yerde kalmayacaktı…

Ve itiraf edince Adil susturdu vicdanını…

Yorumlar

  1. Yazi harika olmus. Tebrik ederim. Insanin aklini basina getiren bir yazi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakın bir gelcekte malesef vicdalar tamamen susmuş olacak

      Sil
  2. Çok güzel bir benzetme olmuş kalp (yasama ), beyin (yürütme ),vicdan (yargı ).Bazen yasamayı yapan beyin de oluyor. Ama yargıyı her zaman vicdan yapsın hiç değişmesin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yargının vicdanına değil vicdanın yargısına sığınmak daha adil bir dünya yaratacaktır

      Sil
    2. Kesinlikle öyle

      Sil

Yorum Gönder

Tüm Hakları Saklıdır. © Yazokusun