Biz barışı bilemeden büyüdük

Biz barışı bilemeden büyüdük. Çizgili defter arasında çiçek kurutacağımız çağda düştük öfkenin dölyatağına...
Huzur yüklü masal­lardan kovulduk. Apoletliydi sünne­timizin üniforması...
"Her Türk asker do­ğar" diye diye yürü­dük. Adımlarımızı sa­ya saya büyüdük. Duvarlarında koca­man kırmızı harflerle intikam yeminleri ya­zılı kentlerde uçurduk ilk uçurtmaları­mızı...
Marşlarla ta­nıştık, şiirlerden ön­ce...
Ve kara önlükler giydik, rengarenk çi­çekler açarken gözlerimizde...
"Erkekler ağlamaz"dı, ama "kız gibi gülmez"di de...
 Somurtup oturduk tahta sıralarda...
 Çatık kaşlar kabilesi, kahkahalarımı­zı soldurdu. Zifir karanlık­tı ergenliğimizin okul koridorları... Tarih dersinde amentü duası ve cenk masalları öğ­rendik. Bedende iyi güreşmesini...
İlk aşkımızı öpüp koklayamadan kokladık genç ölülerin kan kokusunu ve bıçakların bilenişini dinledik dolunay serenatları dinle­yeceğimiz çağda...
Kan kırmızı haber bültenleri çaldı çocuk­luğumuzu...
Sokakların öfkesine alıştık. Gökyüzünü yakın sandık, ölümü uzak...
Lanetli bir kuşak gibi doyasıya sevişemeden yetiştik. Ahlâk zabıtası pusuda, dört bir yanda...
Ve kara bir bulut gibiydi ergenliğimizin üze­rinde disiplin yönetmelikleri, bekâret ke­merleri, zifaf masalları...
Utangaç kızlar, mahcup oğlanlardık. Bir günah gibi gizledik buselerimizi...
Coşkula­rımızı ruhumuzun en derinine gömdük.
Dövüştükçe alkışlanıp, seviştikçe ayıplan­dık. Savaşın askerleri, barışı yazan ellerimizi kırıp, barışı söyleyen türkülerimizi yaktılar. Kanlı bir tarihi sayfa sayfa çevirip durduk, finalinden birşeyler umarak...
Umduk ki bir gün barış gelecek ülkeye, beklenmedik bir dost mektubu gibi...
Yeral­tı sığınaklarından kafalarımızı uzatıp kar­deşliği soluyacağız küllerin arasından...
Radyoların düğmesini korkusuz çevireceğiz ve endişesiz yürüyeceğiz kuytusunda kentle­rin... Sardunyalar ekeceğiz siperlerin kum torbalarına...
Ve nihayet aslını yaşayacağız, müsveddelerini çiziktirip durduğumuz şu hırçın hayatın...
Umduk ki, barış gelecek ülkeye...
Hiç gelmediği kadar bereketli ve gür...
Barış gelecek, alabildiğine özgür...
Akşam haberlerini ağıt gibi dinledik bun­ca yıl...
Hüznümüz oldu sabah manşetlerimiz.
İnanın, barışı hiç bilmeden büyüdük biz...

Yorumlar

Bunlarda İlginizi Çekebilir.

Kafam Artık Rahat

Yasama Yürütme Yargı