Sarı Çiğdemin Peşinde


Bu topraklarda doğanlar bilir. Tilkinin su içtiği oyuk tastan yazıyorum. Güneş ufuk cizgisinde, yanılmıyorsam Osmancık ssınırlarından batmak üzere. Akşam oluyor… Babamın tedavisi bitti köye getirdik. Bahar serilmiş çoktan, gözümün alabildiğine yemyeşil buğday tarlaları ve sarıya çalan nadasa bırakılmış arazilerle dolu. Eskiden boş bırakılmazdı toprak, malum kapitalist sistem dünyayı tekelleştirdikçe küçük üreticilerin karı zararını kurtarmaz oldu. Bu topraklarda dogdum büyüdüm ben, bir zamanlar çoluk çocuk sesinden gecilmeyen köy şimdi ölüme terk edilmiş ebeveynlerle dolu. El ayak çekildiği belli, dağ yollarındaki patikalar çalılıklarla kapanmış. Kırsalında yenik düşmüş insanoğlu zamana. Eskiden su olmadığı için ekilmezdi toprak, suyun önünü kesmişler kocaman bir göl olmuş, şimdi su var eken, biçen, üreten yok. Eğer halklar böyle sessiz kaldıkça yanılmıyorsam bir gün bir yabancı gelir bu topraklara,”ekmiyorsan artık biz ekecegiz” der bizde sadece tapusu kalır….
 Deli Veysel diye biri vardı, bazen köyün en akıllısından daha iyi konuşurdu.
Diğer odaları yıkılmış bir evin tek göz odasında, yıkıldı yıkılacak bir pencereden bakardı. Kanı deli yıllarımda, kışın hemen her gün yanına gider çayını içerdim. Çolak Lütfü’ye takmıştı kafayı, bir gün çay içerken tüfeğini verip;” benim gözüm görmüyor vur şunu” dedi. Ak 47 Kalesnikof tipi uzun namlulu bir tufekle bile vurulmayacak yere, penceresinden tek kırma eski bir tüfekle bir domuz kurşununu sıktım. O günden sonra hep “adamım” derdi bana. Şimdi yine o kursunun yetismeyeceği uzaklıkta gördüğüm mezar taşlarından birisi onun Allah rahmet eylesin…
Bu dağın tepesine peşine düştüğüm sarı çiğdemi bulmak için geldim. Fotografta gördüğünüz yer benim çiğdem tarlamdı o cesmeyi yapan kişi ise kapı komsumuzdu. Şimdi dünyada 2 milyonda bir görülen bir hastalığın pençesinde her gecen yavaş yavaş eriyor. Hastalığın ne olduğunu merak ediyorsanız “öğretmenim morli ile salı buluşmaları” isimli bir kitap var. Prof. Morli ile öğrencisinin buluşmalarını anlatıyor…
17 yıl oldu çiğdemi toprağında görmeyeli. 285 km lik yolun 17 km sini yürüdüm sarı çiğdemi bulma ümidiyle, lakin, bu sene de yetisemedim. k Kar coktan kalkmış, çoktan açıp solmuş çiğdemler…. Umut ediyorum 18. yılda kar kalkmadan gelip bulcam ve götürecegim yaşadığım şehre ve özenle yaşatip bekleyeceğim her baharda açmasını…
Nisan, o kadar çok seviyorum ki kızım gibi. Sarı çiğdem o kadar çok seviyorum ki eşim gibi. Ve hepsini bir araya toplayan öyle özlemisim ki buralardan böyle ceketsiz kaçmak gibi. Yazı bitti… Hava kararıyor…
Temiz oksinende başım ağrımaya başladı. Önümde 6 km lik bir patika var köye inmem için Yavaş yavaş kalkıp yola düşmeliyim. Tilkil su içmeye gelmeden gitmeliyim….

Yorumlar

Bunlarda İlginizi Çekebilir.

Kafam Artık Rahat

Yasama Yürütme Yargı