Refekatçi Koltuğu

Numune hastanesi A blok 4.kat KVC servisinde son odanın pencere kenarında, solmuş hasta renginde sarıya çalan, yüzü eskimiş bir refakatçi koltuğunda oturuyorum. Trafik ışıklarının mesaisi bitti, Altındağ belediyesinin reklam tabelasından odamıza vuran ışık söndü, yanıp sönen esnaf tabelaları ile sokak lambaları dirense de karanlığa nafile, gece çöküyor şehrin üstüne…. Yanımda yatan yaşlı yorgun hasta babam benim. Ritmi bozuldu dünyasının kalbine değdiler. komşuya bile saat on olunca yatak yorgan açan adam, gecenin en karanlık saatindeyiz uyumadı henüz…
“Akşam yattı mı sabahın nasıl olduğunu bilmezdim” diyor. Ateşler içinde geçen bir geceden sonra daha iyi anlıyor sağlığın kıymetini öksürmeden aldığı her nefesin değerini. Karanlık geceye gömüldükçe daha derinden geliyor dip oda da soluksuz öksüren hastanın sesi, bundan sonrası tesbih dua şükür serum…
Ve gece uzaklaşıyor bizden yavaş yavaş, söndü gök kubbenin ışıkları Altındağ da sabah oldu…
Şimdi hayat hiç tanımadigin bir adamin iki dudağı arasında, hemşirenin tuttuğu nabız tutanağında belki de az önce takılan turuncu kabın içindeki adını bilmediğimiz ilaçta.
Yillar geçsede hiç çözemediğim, bir taraftan dolarken bir taraftan boşalan havuz problemi geliyor önüme.
Bir hastane penceresinde hayat muhasebesine çekilince.

Yorumlar

Bunlarda İlginizi Çekebilir.

Kafam Artık Rahat

Yasama Yürütme Yargı