Oğullar Baba Olunca

Küçükken köy de  evimizin bahçesinde, yeşillik içinde büyük bir elma ağacı vardı; hep en tepesindeki elmayı taşla düşürürdüm. Bİr elma için saatlerce taş attığımı bilirim. ulaşılmaz olan vazgeçilmez olur ya…

Babam daha çok küçükken dikmişlerdi. Bir gün bir iple salıncak yapmaya çalıştım büyük elma ağacının dalına, bir türlü ipi elmanın kalın dalından geçirip salıncağı kuramadım. Sonra babam gelip ipin ucuna bir taş bağladı; ‘‘nerden geçmesini istiyorsan oraya bak’’ deyip verdi ipi elime, çevirdim çevirdim salladım tam isediğim yerden geçti ve kurdum salıncağı. Yün bir minder koyup başladım sallanmaya, Akşamüstleri bazen sallardı bizi orda.. Ben salıncak yükseldikçe bağırırdım neşeyle, o kim bilir aklında ne dertle?
Ben ağırlaştıkça elmanın dalı esnemeye başladı yere değdi ayağım, yıllar sonra elma kurudu ve zamanla büyüyüp uzaklaştım salıncaktan.      
Zaman çarkının dişleri arasında öğütülüp hayatın basamaklarını tırmanıp yükselirken insan, büyüdükçe Musa ile Fravun arasındaki o sarkaçta gidip gelirken seni taşıyan şeyin, çocukken kalbine yerleştirilen o cesaret ve maneviyat duygusu olduğunu fark edemiyor.
Görünmeyen kocaman iki el, her daim arkanda duruyor; insan “Düşsem de o iki el korur beni” güveniyle büyüyor, ama arkaya fazla  bakmadığından salıncağı hızlandıran o ağırlığın, bu güvenden kaynaklandığını anlayamıyor…
Ne zamana kadar? Bir gün, pamuk tenli minicik elli bir çocuğu mavi salıncağa götürünceye kadar… O güne dek “babanın oğlu” iken, “kızının babası” oluveriyorsun aniden…
Onu mavi salıncağa  bindirip, sen arkasına geçiyorsun ve bir zamanlar babanın sana yaptığını yapıp yavaş yavaş güven duygusunu aşılayıp hızlandırmaya başlıyorsun salıncağı.
Artık kocaman ellerini, her an imdada yetişecek şekilde hazır tutuyorsun.

Oğullar baba olunca salıncağın sırrını o zaman anlıyorsun…

Yorumlar

Bunlarda İlginizi Çekebilir.

Kafam Artık Rahat

Yasama Yürütme Yargı