35 Yaş Analizi

Demirel'e bir gazeteci sorar:
"Sayın Demirel, Türkiye'nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?"
Demirel: iyi… Herkes şaşırır, Demirel mevcut duruma iyi demiştir sonuçta. Ama devam eder.
Demirel: Ama iki kelimeyle özetlememi isterseniz "iyi değil"...
Yani “Nasılsın” derseniz. İyiyim… :)Sevgili dostlar :)
Gönderdiğiniz güzel doğum günü mesajlarının hepsini okudum. Gerenk zaman tüneline yazan, gerenk özel mesaj gönderen, gerenk blog üzerinden mail gönderen gerenkse arayan: Herkese tek tek teşekkür ederim. :)
Geçenlerde bir arkadaş,”35 bitti 36 dan gün aldın” deyip matematiksel olarak bunu izah etse de ben kendimi bu sene hazırladım 35’e…
C. Sıtkı 35 yaş şiirini yazdığından beri yolun yarısı diye biliyoruz. Ölümle enseye tokat bir rabıtayı sürdüre sürdüre ona karşı kayıtsızlaşmışız. Unutuyoruz, o kaçınılmaz sona hergün biraz daha yaklaştığımızı, zaman çarkının dişlileri arasında öğütülürken.
Zaten unutmak için süpürmedik mi mezarlıkları şehir içinden.
Neyse, içinizi karartmak istemem. 35 yaşına girdim bu hafta. Kocaman 35 yıl geçmiş.
Yine tek kullanımlık eşyalarla dolu bir otel odasında, böyle yolun yarısında, hayat muhasebesine çekilince biraz karıncalanıyor insan…
Ben de oturdum çalışma masasına, tam karşımda tüm gerçeğiyle beni gösteren bir ayna, kendime baka baka, size 35 yılın analizini yaptım…
***
Benim yaşlarım; odun sobasına elimi değdiğimde ateşin yaktığını, karda çok oynayıp ayaklarım sızladığında soğuğun dondurduğunu, tekne oruçlarında açlığın öldürdüğünü ve sevgisizliğin tüm canlılarda aynı acıyı yaşattığını 7 yaşına gelmeden öğrendim…
Bu yaşlarda duyguları, nesneleri, çevresini tanıyor insan.
Her şey sana çok büyük görünüyor:
Ev, masa,sandalye, kapı, pencere, anne, baba…
10 yaşına gelmeden akranla, oyunla, rakamlarla, harflerle tanıştım. Bitmek bilmez bir iştahla öğrendim. Yine bu yaşlarda kız ya da erkek olduğunu,dünyanın, evde, okulda bize anlatılandan da büyük olduğunu farkettim...
17′imde, tam da en çok kendimi sevdireceğim çağda, sivilcelenen yanaklarımdan değişen bedenimden utanırken aşkı, yani kavak yellerini keşfettim.
Dışarıdaki hayat  kadar iç dünyamızda da büyük salonlar, benim bile bilmediğim odaların olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını hissettikçe büyülendim...
Şarkıların türkülerin içinde sevdalar gezdirip uyuttuğunu, şiirin her türden hasreti dindirdiğini, aşk acısını öğrendim.
Lise son sınıfın son cumasında: Yine de seviyor; ille de seviyor, inadına seviyordum…

20’ de putları yıktım, başkaldırıyor, kanatlanıyor.
Her şey gözüme küçük görünüyordu:
Ev, masa, sandalye, kapı, pencere, anne, baba…
“Dünya küçük; büyük olan benim” efelenmeleri başladı.
Lakin dünya bunu bilmiyormuş, emir komuta zinciriyle tanışınca öğrendim. Törpülendim.
O yüzden 20′li yıllar çoğu zaman hayal kırıklıklarıyla geçti.
25′de ayaklarım biraz daha yere değiyordu.
Okul bitiyor, iş telaşı başlıyordu.
Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki hayatın karasına çarpıp
grileşti...
Yolu telaşla gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlar ise
kalbinden vurulup evleniyordu genelde…
5 yıl önce ütopya olan “istikbal”, daha yakınıma geliyor.
“Bir denizde yangın çıkarma ya da bir şişede imzasız mektup olup meçhul kıyılara vurma” hayalim hep erteleniyor.
“Hayat zor”laşıyordu.
30′da başladım muhasebeye:
“Hayat hâlâ beni tanımadı,galiba ben de hayatı tam
tanımıyorum” dönemi…
Mevcut bilgilerin sorgu sual yeri…
Şüphenin beyliği…
Tehlikeli sular: “Bunun nesine hayran oldum ki ben”
pişmanlıkları, “Hakkımı yediler” sızlanmaları, sırta saplanan
bıçaklar, çelmeler, tekmeler, dost kazıkları, ağır ağır olgunlaştırıyormuş
insanı…
Ve 35, yolun yarısı…
Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir ormanda sevdiğiyle
bir çadırda uyanmadan 20’sine gelenler için gecikmiş telafi
çağları…
Evvelden kulak astığınız anne-babaların sözüne yeniden kulak
kabartılan yaşa geldim…
Olgunluğun karasularına girdim…

Genelleme yapmak doğru olmaz tabii; bunlar benim yaşlarım.
Devamını bilmiyorum henüz;  öğrendikçe yazarım.

Yorumlar

  1. Yazılarınızı beğeniyorum. 35 yasindan sonrada anne babalarimizin nasihatlarini cocuklarimiza söylerken buluyoruz kendimizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani bir yaştan sonra ister istememz ana babasına benzemeye başlıyor insan :) tşkler.

      Sil

Yorum Gönder