Cırcır Böceği

Gecikmiş bir bayram mesajı
Ağustosa veda ederken, adını ağustostan alan bu tutkulu şarkıcının hikâyesini anlatmak istedim.
Yazın çalıp söyleyen, kışın karıncadan dilenen bir tembel demeyin.
Bilen biliyor; La Fontaine imzalı bu masalda bir haksızlık var.
Bu çekirge irisi aşk böceğinin kısa ömrü hiç de öyle laylaylomla geçmiyor çünkü...
Annesi onu, yumurta içinde bir ağacın dalına bırakıyor. Çıkınca elbise değiştirip toprağa gizleniyor. Su geçirmez sığınaklarda ağaç köklerinden emdiği besinlerle yaşıyor. Yaklaşık 20 yıl sonra topraktan yüzeye çıkıp ağaçlara yerleşiyor ve şarkısına başlıyor.
Türkçenin zenginliğiyle “Cırcır böceği” diye de anılan bu böcekten ilhamla karısını “Cırcır böceği gibi dırdır etme” diye azarlayan beyler:
Biliniz ki, dişisi ötmüyor cırcır böceğinin...
Çünkü “cırcır” sesini çıkaran, dişilerde olmayan, erkeğin kanadı altında yer alan, gergin bir zar... Erkek böcek, o zarı titreterek, dallara sürterek cırlıyor.
Niye?
Kız bulmak için elbette...
Eliyle kulağının arkasına vura vura “Karı istiyrem” diye bağırıyor.
Tabii yaz geceleri milyonlarcası bir arada söyleyince bu, devasa bir serenat korosuna dönüşüyor.
Niye karı-kız peşinde koşacağına karınca gibi çalışıp ekmeğini stoklamıyor?
O ekmeği yiyemeyecek kadar az yaşıyor da ondan...
Toprak altında geçen 20 yıldan sonra, eş bulup çiftleşmek için sadece 3 haftası var. O yüzden panik halinde, avaz avaz bağırarak dişileri çağırıyor.


Geldik en trajik bölüme:
Çıkardığı bu ses, erkek cırcırın idam fermanı oluyor.
Sadece yerini saptayan kuşlara yem olduğu için değil...
Et yiyen parazit kurtları sese koşup yumurtalarını cırcırın üzerine bırakıyor. Kurtçuklar erkek böceğin sırtında şişmanlıyor ve kemire kemire onu 3 haftadan da erken öldürüyor.
Yani aşk çağrısı, eceli davet ediyor.
Fazla çene öldürüyor.
Araştırmacılara göre o zaman da devreye evrim giriyor. Kurtçukların yoğun olduğu adalarda, soy tükenmeye yüz tuttuğunda, kanadı zarsız türden bir erkek cırcır böceği türüyor.
Dişi özelliği gösteren bu “zenne böcek”ler, sessizlikleri sayesinde kurtlara yem olmaktan kurtuluyorlar. Ama bedeli ağır:
Kur yapma şarkısını söylemedikleri için dişi bulamıyorlar. Ya bir şarkıcı arkadaşının yanına takılarak kız tavlıyor veya hayata bakir olarak veda ediyorlar.

Ama doğa işte:
Soy tehlikeye girince, sessiz erkeği seçen dişiler çıkıyor.
Bazıları, içten çürümüş gevezelerin serenadına kanmaktansa, susarak hayatta kalan zekileri tercih ediyor.
Böylece asalakların artması, çalçene çapkınlar karşısında kur yapamayanların şansını artırıyor.
İşte “aşk... aşk...” diye diye ölüme giden kısa ömürlü müzisyen böceğin öyküsü...
Bayram tatilinde kulağınıza çalınırsa hatırlayın istedim.
Hepinize mutlu bayramlar dilerim.

Yorumlar