Tahsin mi ? Yüksel mi ?

Sene 2001 Çorum devlet hastanesi fizik tedavi servisinde yatıyorum.
19 yaşındayım o zamanlar bırak bir hastanede yatmayı muayene olmak bile ayrı bir dert, bir de Çorum tabi nüfus yoğun şimdiki gibi düşükte değil o döneme göre kalabalık bir şehirde muayene olmakta biraz zorluyor.
Neyse muayene tedavi derken dr yatış yaptı bana elime kocaman bir karton dosya verip servise gönderdiler.
Üç kişilik bir odanın iki nolu yatağına verdiler.
Sağımda solumda iki ihtiyar ben orta yatağa yatınca birbirlerini göremediler.
Ne zaman bir şey konuşsalar; '' yeğenim az bir kafanı çeksene'' diyorlar. Meğer birinin kulağı çok ağır olduğu için dudak okuyormuş.
İkinci gün baktım kaçış yok ben de katıldım sohbetlerine, birisi bel fıtığından ameliyat olmuş olsa da diğerinin hikayesi biraz acıklı, Osmancık'ta yaşayan saygın ve zengin bir çiftçidir.
Geçmiş yıllarda arazi davası yüzünden kavgaya karışır, o hırsla silahına davranıp kavga ettiği adamı vurayım derken onları ayırmaya çalışan masum birini öldürür.
Hapse girer iki yıl sonra af çıkar döner memlekete, yanlışlıkla vurduğu adamın çocuklarına mal varlığının ve arazilerinin yarısını bağışlar ama nafile vijdanı bırakmaz yakasını. Yıllarca vijdan azabı çeke çeke kanser olur. Böyle bir hikayesi var.

Diğeri Yozgat' dan gelen gariban bir adam iki kelimeyi zor getiriyor bir araya tam duymadığı gibi konuşamıyorda. Tabi o dönemlerde cep telefonu herkeste bulunmuyor.
ACİL durumlarda insanlar ya ödünç alıyor o şekilde işini görüyorsun. Adam ne zaman oğlunu arayıp bir ey isteyecek olursa telefonu verip rehberden oğlunu bulup arıyorum.
Sonra dedim ki adama sen bu kadar çok konuşuyorsunda senin hat nedir ? Telsim mi ? Turkcell mi ? tabi garibim anlamadı ne değimi yanındaki refakatçiye diyor ki '' Bu ne Tahsin mi ? Yüksel mi ?'' sağır anlamaz ama yakıştırır dedikleri tam bu işte adam sonra dedi ki Ben Tahsini Yükseli bilmem benim işimi görüyor.
O gün çok gülmüştüm bu olaya halende aklıma aklıma geldikçe gülüyorum...
Benim hastalığım mı ?
Ben fıtık hastası felan değilmişim ülsermişim hem de ileri derece bir ülser.
Askere gittiğimde ağrılarım şiddetlenip ayakta duramayacak hale gelince Ankara ya mevki hastanesine sevk ettiler. Ordaki dr karnım ağrıyor der demez sırtında ağrıyor mu dedi. Ben evet deyince miğde ilacı verip gönderdi. Aradan 16 yıl geçti halen bel ağrısı hissetmiyorum.
Hiç vijdan azabı çekmedim ama bildiğim bir şey var. O oda da yatan hastalaradan tek hayatta kalan benimdir.


Yorumlar