ACİL Serviste hayat

   
 Bu aralar memlekette bir salgındır almış başını gidiyor. bu salgından biz de nasibimizi aldık. Eşimi Ankara Eğitim Araştırma Hastanesine götürdüm. Acil tabelasının önüne kadar insan dolu. Bir de millet olarak beklemeyi sevmiyoruz ve ACİL servise gelmişsek. 
Hasta kayıt iyi çalışıyor ve hastayı 30 saniye içinde hemen triaj odasına yönlendiriyor. 
Triaj sırasına giriyorsun burası da iyi adamlar çözmüş durumu, Asistan dr hemen tansiyon ve ateşi bir kağıda yazıyor derdin ne söylüyorsun tamam geç ilk muayneye.
Tabi ben tirajdaki adamı dr sanmıştım biz gözlem odasına geçipte adam hemşireliğe başlayana kadar. Meğer triajı servisin hemşireleri sırayla yürütüyormuşlar ama beklediğin sıraya değmiyor. Sonra geç ilk muayne sırasına bir kuyruk ki yılan gibi kıvrılmış gidiyor. Gardiyan kılıklı bir güvenlik kimsenin gözünün yaşına bakmıyor.
Ölüyorum diyen bile sırada bekleyen hastalardan izin isteyerek içeri geçiyor. 
Taklitçilere karşı iyi bir uygulama.
Ama sırada ramazan pidesi sırasındaki gibi tıkır tıkır geçiyor hasta içeri. 
İlk  muayne de asistan dr var. Adam hiç oturmuyor hakkını yememek lazım.
Neyin var demenle neye ihtiyacın olduğunu iki dakikanın altında belirleyip gönderiyor gözlem odasına.
Bizden ultrason, kan ve idrar istedi. Hemen usg ye iniyorsun sıra yok, orda ki asistan dr su içip içmediğine bakmıyor. 
Sekretere zart dedi zurt dedi sonucu dr una gönderdim gidebilirsin işmiz bitti.
Sıra gözlemdeki hemşire de; Önce bakıyor kağıda idrar istemiş verin gelin hemen gidip idrarı veriyorsun  geldiğin gibi koluna eldiveni bağlayıp kan alıyor ve kendine boş sedye bul deyip gönderiyor seni.
Gözlem odasında 50 tane sedye var boş bulabilirsen burada da hastanın kalkmasını bekleyeceksin. Bir hasta kalkıyor hemen gidip sedyeyi kapıyorsun hemşireye talimat vereceksin hastayı yatırdım. Hemşire hemen geliyor serumunu takıyor ama damla damla değil serum yudum yudum gidiyor.


Neyse ilk hastaneye girişte ki o yoğunluğu gördüğün zaman, eyvah biz bu hastaneden çıkamayız kaygısına gerek yok.
45 dakika sonra eşimin koluna serumu taktılar ve ilk saat dolduğunda sedyeden kaldırıp sonuç bekleme sırasına gönderdiler. Kan sonucu iki saatte çıkıyor. İşimiz bitti bir saatte kan sonucu bekliyorsun. 15 dk da bir bilgi işlemciye gidip kan sonucu soruyorsun. 
Kan sonucun çıkınca alıp sonuç gösterme kuyruğuna gireceksin. 
Ordan da güvenlik seni sırayla alıp dr a gönderiyor. Allah'tan tam sıra bize geldiğinde orda ki asistan dr u dinlendirmek için Uzman dr geçti de sıra bize gelince son kapıda derdimizi anlayarak dinleyen bir dra denk geldik... 
Teşekkür ederim o, uzun boylu, kumral, renkli gözlü, gözlüklü, ismini vermek doğru olur mu bilmem ama  gayet sakin bir ses tonu ile bizi dinleyen dr. teşekkür ederim.
Tam iki saatin dolduğunda hastaneden çıkıyorsun.

Dipnotlara gelirsek. Ben acile gidip serum takınayım derseniz bu hastaneye mutlaka gidiniz serum takmadan göndermezler. Hem serumunda bizim milletimiz üzerinde piskolojik bir tedavi etkisi var. :)
Adamlar temel fıkrasındaki gibi sistemi çözmüşler yaklaşık 20 kişilik bir ekip servisi ayakta tutuyor ve vızır vızır çalışıyor. 
Haklarını yememek lazım hiç bir hastanenin gözlem odası bu hastane kadar pis, rezil sineklerin uçuştuğu bir yer olmasa da personel gerçekten temiz ve hoşgörülü şekilde sizinle ilgileniyor. Özellikle açık bordo kıyafetli ve kıvırcık saçlı lacivert kıyafetli bayan hemşireler ikisi de çok yoğun olarak çalışmasına ve oturmaya fırsat bulamamalarına rağmen gayet duyarlı ve sabırlı çalışıyorlar. 
Şunu diyebilirim, hastanenin adının çıkma nedeni, hastaneye gelen hasta portföyünün alt tabaka olması ve genellikle sıkıntılı kişilerin gelip, hastanede beklemek istememesinden kaynaklı olarak hastanenin adı çıkmış durumda ve üst tabaka insanları bu hastaneyi tercih etmemektedir...

O temiz güler yüzlü sağlık çalışanlarını o şartlar altında çalıştıran ve hiç bir zamanda hakları parayla ödenmeyen insanların hakkını yiyoruz. Kamu hastaneler birliği bu duruma kulak kabartmalı bu özveri ile çalışan insanları dinlemeli. 
Asistan doktorları bu derece yoğun çalıştıran sistem bunlarında insan olduğunu bilmelidir.
Hastaneye gelirsek tam bir rezalet, üstelik Başkentin orta yerinde bu kadar rezil bir servis olamaz. Etraf pislik içinde çöp kovalarında duvar diplerinde sinek kaynıyor. Buna rağmen insanlar 21. yuzyıl da bile bu şartlar altında tedavi görüyor ve o özveri ile çalışan insanları hayata küstürüyorlar.

Diyecek çok şey var ama daha fazlasını diyemem. Tüm yöneticilerin gördüğü ancak işine geldiği gibi davranıldığı bir sağlık sistemi var. 


Özel hastaneler tam bir soygun yeri, durumu olmayan vatandaş mecburen bu hastanelere gidiyor. 
15 temmuz gecesi bu milleti bu vatanı da yine bu hastanede bu şartlar altında çalışan, tedavi gören ve bu tabakada yaşayan insanların özverisi ile kurtarıldı.
Fazla söze gerek yok kahrolsun kapitalizm.
İtiraf gazetesi yazarı olarak yaşadığım gördüğüm her şeyi yazmaya devam edeceğim.




Yorumlar