Hangisi Gavur

Bazı arkadaşlarım bana, ”iyi yazıyorsun ama, biraz da siyasi yazsan” dediler.
Yani: sağ twix mi ? sol twix mi ? tarafını seç demeye getiriyorlar.
Bunu size birazdan yaşadığım bir hikaye ile özetleyeceğim…
Ben, hayatım boyunca bürokrasiden ve politikadan nefret ettim…
Herhangi bir arkadaşımla birbirimizi kıracak saygısız eleştirilere girmedim.
Herkesin kendine yetecek bir aklı olduğuna ve bu akıl ile doğruyu yanlışı görerek kararlar verebileceğine inanırım. Yani, her  koyun kendi bacağından asılır mantığındayım.
Hele ki; ”Bugüne kadar gelen tüm politikacılar yolsuzluk yaptılar, bunlar yaptılarsa da hizmet de ettiler.”,”Yolsuzluk olmazsa ekonomi yürümez.” diyen cahil  zihniyetden aşırı derecede nefret ediyorum…


Eğer bir ülkenin ekonomisi yolsuzluk ile yürümektense batması daha onurludur. Hiç değilse herkes batar…
Neyse işte…
Ne talihsiz gergefimiz varmış anlamadım.
Her gelen ötekileştiriyor, her gelen ölüm yazıyor, her giden ayrılık işliyor…
Unutmayınız ki ! hükümetler geçici devletler bakidir.
Şu çeşmeden akan Sinandır. Bu kubbede Baki olan da bir hoş sedadır.
En yakın tarihe bakın kim kaldı nesnelerden geriye;
Erbakan’nın tesbihi, Ecevit’in güvercini, Demirel’in şapkasından başka ne kaldı elimizde…
***


Şimdi hikayeyi paylaşayım sizlerle:
90’ların sonu 2000’lerin başlarıydı babam muhtardı. Arada bir bizim köye iki ormancı gelirdi.
Bazen de gelirler bizim ev de babamla sohbet ederlerdi ben de dinlerdim. Yaşıyorlar mı bilmiyorum. Güzel bir anıyı paylaşırken isimlerde paylaşılmalı bence, Veysel ve Hikmet ormancı.
Bir gün bizim ev de sohbet ederken konu döndü dolaştı siyasete geldi.
Sağdan soldan yukardan aşağıdan konuşurlarken:
V. Ormancı: – Bak muhtarım! ben gara gavurum. Alırım rakımı gelir sizin köy de içerim, yine alırım rakımı gider Yemişen köyünde de içerim. O yüzden bana gara gavur diyorlar. Ne derseler desinler ben rakımdan vazgeçmem.
Bak! bu da (H. ormancıyı kasdediyor) ala gavurdur haaa. Sizin köye gelir namazı senden iyi kılar, Yemişen köyüne gider rakıyı benden iyi içer. İşte buna da ala gavur diyorlar.
H. Ormancı: – Muhtar inanma buna hiç ayık gezmiyor bütün dünyası atın heybesindeki şişenin içinde dönüyor. Eğer şişenin dibinde denk gelirsen bu adam derviş dersin.
Sonra kahkahayla gülerlerdi birbirlerine…
Sonuç:
Yani bundan öncekiler gara gavurdu bunlar ala gavur.
Bir zamanlar Musa olarak seçilen, sonradan Firavun oluveriyor.
Sonra Firavun olan Musa’ya başka bir Musa seçiliyor.
Yani Ademoğlu işte, Musa ile Firavun arasındaki sarkaçta gidip geliyor…
Ben mi ?
Ben işçi adamım ya… İktidar ait bir sendikaya zorunlu olarak üye edilmiş biriyim ben. 30 senedir baba ocağı dışında hiç bir işte hakkı emeği ödenmemiş bir işçiyim ben…
Kendi ülkelerinde emeğin gücü pahalı olduğundan, İktidarların, halkı;”yabancı yatırım-yabancı yatırım” diye kandırıp, ülkemde açtığı fabrikada emeği sömürülen işçilerdenim ben.
Ama, aynı tişörtü hafta da iki gün giymekten utanacak kadar kapitalizme köle olmuş biri değilim…
Kıssadan hisse,
İnsanlar bir elin parmakları gibidir tek başlarına hiç bir şey yapamazlar. Ama birleşirseler yumruk olurlar, İndirdimi güç olurlar ve bu gücün karşısında hiç bir devlet duramaz.
Sevgiyle esen kalın.

Yorumlar