Yeni Gece

Babamın ameliyatı nedeniyle hastanede sabahlıyorum bir süredir…
Burası küçük bir klinik 5 odası 9 hastası var…
Bu akşam Mardin’li bir hasta getirdiler yan odaya, hastanın yoğun ziyaretçi trafiğinden bunalan nöbetçi uzman Baran hoca çıldırdı ve tüm hastaların ziyaretçilerine kapattı kapıyı. Napsın o da haklı…
Akşam iyiydi ihtiyar gece çökünce değişti. inleyerek uzun hava türküsü söylüyor hiç kimse susturamıyor adamı. Şimdi de koridora çıkıp bura neresi demeye başladı. Bu sese odasından çıkan hoca; “iğne ilaç bir yere kadar hadi herkes yürüyüşe” deyip bir gardiyan gibi koridorun başına ellerini bağlayıp dikildi ve herkesi beş dakika yürüttü. İyi de oldu öksürükten bunalan hastalar rahatlayıp uyudu….

***
Gün ne kadar geç ağarıyor ve nasıl da uzayıp gidiyor gece…
İnce bir soğuk var havada, yaprak dökümü bir rüzgar, gittikçe azalan trafiğin sesi ve içten içe gelen Fazıl’ın dizeleri:
“Ne hasta bekler sabahı/ ne taze ölüyü mezar/ ne de şeytan, bir günahı/ seni beklediğim kadar”…
Şifa, gündüzün bekçisi…
Akşam inip de mesai bitince başlıyor taarruzu ateşin, ürpertinin, nöbetin…
Uykular, gamlı seslerle delik deşik…
***
Sabah olupta dede torununa kavuşunca anlıyorsunuz. Boşuna o dışarda peşinden koştuğumuz cümbüş,iki beyaz bez arasında kundaktan kefene koşarken bu hırs boşuna…
Müjdeliyor bittiğini gecenin, kubbelerden gelen BAKİ’nin bir hoş sedalı sesi.
Sonra camda obur güvercinler.
Ve ben, sabahı beklerken bu satırları yazıyorum aynı pencereden.
Hayat, eczalı bezler arasından “İyileş hadi” diye haykırırken…

Yorumlar